Blog

Aşı ||| Tarih/Saat: 02.12.09/20:11

Etiketler: klon, aşı, erken yaşlanma, dolly, kurban bayramı


Domuz gribi aşısı olmuyorum. Kendimce sebebim şöyle: çok zorunda kalmadıkça uzun dönem etkileri gözlenmemiş herhangi bir tıbbi müdahelenin üstümde uygulanmasını istemiyorum.

Bahsettiğim endişe aklıma şunu getirdi: Klon koyun Dolly'nin erken yaşlanma problemi vardı diye hatırlıyordum (bir miktar google ve wikipedia'nın ardından bu problemin netlik kazanmadığını; hayvancağızın romatizmasından ötürü erken yaşlanmasından şüphelenildiğini öğrendim). İnsan klonlamanın kendisi etik tartışmalara konu olup dinlerce yasaklanırken benim niyetim biraz daha kötü sanırım.

Uzun dönem etkilerini bilmediğimiz ilaçları hızlı yaşlanan klonlara versek? Nedir ne değildir görsek? Ondan sonra yok sağlık bakanı aşı olmuşmuş, başbakan aşı olmazmış bunları konuşmazdık, "Domuz gribi aşısı olan 50 kat hızlı yaşlanan klonun saçları dökülmüş ama aşı olmayan sırma saçlıymış" derdik.

Bir blog postunu daha bir triviayla şöylece tamamlıyorum: resimdeki (fotoğraf: Alan Light) hanımefendiyi tanıyor musunuz? Kendisi Dolly Parton isimli bir country şarkıcısı. Konumuzla alakası şöyle: kendisiyle ilgili en ünlü konu memelerinin büyüklüğü olduğundan başarıyla klonlanan ilk memeliye onun ismi verilmiş. Acaba klon koyunla içten içe bir duygusal bağı olmuş mudur? Koyunun bebekleri olduğunda neler hissetmiştir?

Yorumlar(1)  Yorum Yap  Bookmark & Paylaşım

***

M16 ||| Tarih/Saat: 14.10.09/15:49

Etiketler: M16, makinalı tüfek, nil ipek, ayşegülnazcan, yavru ağzı


Her şey esrarengiz adamın Nil İpek'e süslü bir paketinin içinde bir makinalı tüfek hediye etmesiyle başlamıştı. Adamın eline paketi tutuşturup koşar adımlarla uzaklaşmasının ardından Nil paketi açtı, gözlerinde beliren korkuyla karışık şaşkınlık yerini kısa sürede haylaz bir gülümsemeye bıraktı. Nil yavaşça paketi kapattı, evinin yolunu tuttu. Yeni oyuncağıyla yapacağı ilk iş, bulaşıkları yıkaması için ev arkadaşını tehdit etmek olacaktı...

Nil böyle bir hediyenin kendisine neden verildiğini bir dakika bile düşünmedi, sanki uzun zamandır beklediği bir sipariş eline ulaşmıştı. Soğuk kanlıydı. Eve giderken aklından yalnızca iki şey geçiyordu: Tüfeğinin namlusunu Ayşegülnazcan'ın dişlerine dayadıktan sonra söyleyecekleri ve de yakın zamanda edinmesi gereken susturucunun rengi.

"Yavru ağzı" diye fısıldadı kendi kendine. "Yavru ağzı"

Yorumlar(1)  Yorum Yap  Bookmark & Paylaşım

***

bir arkamı döndüm... ||| Tarih/Saat: 16.09.09/3:53

Etiketler: küpçük, sıraya girmek

Sanırım geçtiğimiz nisan ayında dahil olduğum konuşmalarda yer yer şunu savundum: "hayattaki en kötü şey sıraya girmektir". Bu konuyu burada da bir miktar irdeleyip ardından bir alıntıyla bu yazıyı sonlandıracağım.

Sıraya girmek iğrenç bir şeydir çünkü sıraya girdiğiniz anda bir insan grubuna dahil oluverirsiniz. O noktada "yemek yemek için bekleyen insanlar" ya da "otobüse binmek için bekleyen insanlar"dan biri olmuşsunuzdur ve kaçış yoktur varsa bile sizden bir şeyler götürür. Gelmeye çalıştığım nokta şu: sıraya girdiğinizde genellenirsiniz, oysa yıllardır özelleşmeye çalışmışsınızdır.

Peki sıraya girmek, genellenmeyi doğuruyorsa sıraya girmeyi genellenmekten daha kötü yapan şey nedir? Sıraya girmek etken bir eylemdir. Yani sıraya girdiğinizde kendi kendinizi genellersiniz. Kendinizi savunabileceğiniz bir dış faktör bile yoktur, sorumlu sizsinizdir.

Alıntımıza geldik:

Küpçüğün içini kemiren derin tutkusunu dile getirmesinin hemen ardından en yakın arkadaşım Merve "Zaten bütün erkekler ..." diye bir cümleyle karşı çıktığında Küpçük şöyle isyan etti:

"Nasıl da acımasızca genelledin beni? Artık yalnız bile kalamıyorum!"

Hoşçakalın

Yorumlar(0)  Yorum Yap  Bookmark & Paylaşım

***

modern sanat ||| Tarih/Saat: 17.08.09/13:37

Etiketler: kanada, göl, balık



Didem: Kanadada bir göl kenarında ya da herhangi bir göl kenarında...
Burak: ahahahahahahaha
Didem: göl kenarında oturup...
Burak: ahahahahahahaha


Didem göl kenarında oturup olta atıp, bekleyip sonra oltayı sarıp sonra tekrar atmak suretiyle zaman geçirmek istiyormuş. Bu sırada balık yakalamak gibi bir amacı yok, oltasına yem takmayacak. İlk anda bunu Kanada'da yapmak istedi ama sonra o kadar spesifik olmayı lüzumsuz gördü.

Yorumlar(0)  Yorum Yap  Bookmark & Paylaşım

***

-cide ||| Tarih/Saat: 17.08.09/0:32

Etiketler: cide, -cide, suffix, latince, latin

(The Man Who Wasn't There izlenmektedir, filmde "homicide" sözcüğü geçmektedir.)

Burak: "homicide" ne demek acaba
Yağız: bilmiyorum aab
Burak: (mırıldanaraktan) genocide, suicide...
Yağız: ehhehe serbest çağrışım?
Burak: "-cide" büyük ihtimalle latince suffix, ölümle ilgili olsa gerek, çağrışım o kadar da serbest değil yani hehehehe
Yağız: hehehe


Serbest olmamakla kalmayıp yerinde bir çağrışımmış. "-cide" son eki gerçekten latincede öldürmek, katil, ölüme sebebiyet vermek gibi anlamlar taşımaktaymış.

Referans

Not: Bu blog'u niye yaptığımı bilmiyordum, bu sabah bu olayı buraya yazmaya karar verdim. Sanırım burada bu tip bilgilere yer vereceğim.

Yorumlar(1)  Yorum Yap  Bookmark & Paylaşım

Sayfa: 1